biraz daha tarihi resim konsa daha iyi olurdu burda 3 yer var ankaranın değişik yerlerinden daha fotoraf olsaydı insan daha değğişik bakardı gezdiği burası eskiden böyle böyle imiş derdi duygulanırdı bence
EWET HERŞEYİN ESKİSİ GÜZELDİR ŞUAN 2007DE UZAY ÇAĞINA DOĞRU İLERLEDİKÇE HEM DEĞERLERİMİZİ HEMDE GÜZEL DEĞERLİ MEMLEKETİMİZİN DEĞERİNİ UNUTUYORUZ UNUTMAKLADA KALMAYIP KARIŞ KARIŞ ŞEREFSİZ KANI BEŞ PARA ETMEZ OSMANLI DÜŞMANLARI OLAN ERMENİLERE VE BİZANSLILARA SATIYORLAR BAŞIMIZDAKİ CEPCİLER ARANIZDA VARSA BÜYÜKLERDEN ONLARA DEYİN TOPRAĞINI SATAN NE OSMANLI OLABİLİR NEDE TÜRK NEDE MÜSLÜMAN OLABİLİRLER O TOPRAKLARI ATALARIMIZ KANLARIYLA BİZE HEDİYE ETTİLER BİZ ŞEREFSİZ BİR geçmişin evlatları
her şeyde oldugu gibi hep eski güzel bu vatan ölen şehitlerimizin kanlarıyla şahlanıyor eskisi yeni olamaz yeni eskiey kovuşamaz hiç görülmüşmüdür yazın kış a gündüzün geceye kavuşmadıgı elbet hainlerde ölüme kovuşacaklar vatana ihaner mutlaka cezasını bulacakdır atalarımızdan bize hediye edilen bu vatana milletimiz sahip çıkmıyor asla ve asla haketmiyorşu anda savaş çıksa vatanı müdaafa etmekten çekinirsem s.a.v hz.peyfamberimiz ali kılıçı zülfikar kalbime gök mavisi gibi girsin albayragızdaki şehitlerin kanı gibi kırmızı çıksın tebrikler diler başarılarınız dewamını dilerim
ankaranın eski hali çooooooooook güzelmiş keşke öyle kalsaymış ama artık geçmişe dönemeyi hem şükretmeliyiz çünkü atalarımız kendilerini feda edip bizi düşmanlardan kurtarmışlar
ankaranın eski hali daha güzelmiş keşke gene o şekliyle yaşıyor olsak .ne kadar güzel olurdu.haa siteye biraz daha resim koyarsan daha çok güzel olur benden sana tavsiye .ama yinede çooooooook güzel
çook güzel(ankaranın eski hali çooooooooook güzelmiş keşke öyle kalsaymış ama artık geçmişe dönemeyi hem şükretmeliyiz çünkü atalarımız kendilerini feda edip bizi düşmanlardan kurtarmışlar)
her şeyde oldugu gibi hep eski güzel bu vatan ölen şehitlerimizin kanlarıyla şahlanıyor eskisi yeni olamaz yeni eskiey kovuşamaz hiç görülmüşmüdür yazın kış a gündüzün geceye kavuşmadıgı elbet hainlerde ölüme kovuşacaklar vatana ihaner mutlaka cezasını bulacakdır atalarımızdan bize hediye edilen bu vatana milletimiz sahip çıkmıyor asla ve asla haketmiyorşu anda savaş çıksa vatanı müdaafa etmekten çekinirsem s.a.v hz.peyfamberimiz ali kılıçı zülfikar kalbime gök mavisi gibi girsin albayragızdaki şehitlerin kanı gibi kırmızı çıksın tebrikler diler başarılarınız dewamını dilerim(çook güzel)
Ankara’nın eski halleri hep ilgimi çekmiştir,gazetede okuduğum bir yazıyı sizlerle paylaşmak istedim,sizlerde Ankara’daki yapıların mazisinden bildiklerinizi bulduklarınızı paylaşırmısınız?
Çankaya Köşkü’nün yerinde bağevi vardı…
Tarih: 16 Mayıs 1921. Gazeteci Ruşen Eşref (Ünaydın), Mustafa Kemal’i Çankaya sırtlarına at gezintisine davet etti. Gezintisi sırasında, Mustafa Kemal, birbuçuk dönüm içerisindeki iki katlı bir bağevini çok beğendi. “Kasapyan Bağevi” olarak bilinen bu mekán, zamanla Türkiye Cumhuriyeti’nin simgesi Çankaya Köşkü’ne dönüşecekti. İşte Çankaya Köşkü’nün mimari tarihi…
Mustafa Kemal Paşa’nın kaldığı Çankaya Köşkü’nün ilk hali
Tarih 13 Mayıs 1921. Mustafa Kemal gün doğarken uyandı. Halbuki yatalı bir iki saat ancak olmuştu; dışarıdaki gürültüye uyanmıştı. Pencereyi açtı; gürültü çıkaranları seyretmeye başladı. Ankara Garı bitişiğindeki iki katlı istasyon şefi lojmanını hem ev hem de çalışma ofisi olarak kullanıyordu. Tren istasyonu, son dönemlerde olduğu gibi, o gün de asker ve cephane nakillerinden birine tanıklık ediyordu.
Kuzeni Fikriye, ayak sesinden Mustafa Kemal’in uyandığını anlayıp, her sabah kendi eliyle pişirdiği orta şekerli kahveyi odasına götürdü. Sivas’tan beri Mustafa Kemal’in hizmetinde olan Ali Çavuş da gazetesini getirdi. Bugün, Hakimiyet-i Milliye Gazetesi’nden konukları gelecekti. İnönü zaferi ve Türk Ordusu’nun son durumu hakkında röportaj yapacaklardı.
Birkaç saat sonra, başta Ruşen Eşref (Ünaydın) olmak üzere gazeteciler geldi. Kahveler içildi; röportaj yapıldı. Ancak Ruşen Eşref’in dikkatini Mustafa Kemal’in yorgunluğu çekti. Mesele anlaşıldı; Mustafa Kemal sabaha kadar çalışıyor; uykuya daldığı sırada tren garının gürültüsüyle uyanmak zorunda kalıyordu.
Ruşen Eşref’e göre, ulusal kurtuluş savaşını organize eden “beyin”in dinlenmesi gerekiyordu. Ama o günlerin Ankara’sında ev bulmak kolay değildi.
Mustafa Kemal, 27 Aralık 1919’da Ankara’ya geldiğinde, savaş karargáhına dönüştürülen Ziraat Mektebi’nin küçücük bir odasında kalmıştı. Ulusal mücadeleye destek için, başta İstanbul olmak üzere birçok şehirden Ankara’ya gelenlerin en büyük sorunu, barınacakları ev bulmaktı. 20 bin kişilik Ankara ihtiyaca cevap veremiyordu…
Röportajdan üç gün sonra… Ruşen Eşref, Mustafa Kemal’i Ankara’nın yazlık bağevlerinin bulunduğu Çankaya sırtlarında atla dolaşmaya ikna etti. İşte bu at gezintisi, Çankaya Köşkü’nün doğmasına neden olacaktı…
Kasapyan Bağevi
Kente hákim yeşil bir tepe üzerindeki Çankaya’da, büyük bağlar ve meyve bahçeleri vardı. Bağ ve bahçelerin içine tek katlı gösterişsiz evler yapılmıştı. Ruşen Eşref, en azından yaz ayını bu evlerden birinde geçirebileceğini teklif etti. Mustafa Kemal kabul etti. Beğendiği bağevini gösterdi: İki katlı, moloz taşlı, döşemeleri ve çatısı ahşap binanın üzeri kiremitle örtülü bir evdi burası.
Zemin katındaki taşlığın her iki yanında, birisi daha küçük iki oda vardı. Küçük odanın arkasındaki merdivenden üst kata çıkılıyordu. Üst kat, zemin kat planının aynısıydı. Ayrıca çıkma iki balkonu vardı. Evin tuvaleti dışarıdaydı.
Ankara’ya hákim bir tepede yeşillikler içinde bulunan bu bağevinin beğenilmesinin en önemli nedeni, arazi içinde üç evin olmasıydı. Dolayısıyla bunlar da korumalar, yaverler ve yardımcılar için kullanılabilecekti.
Beğenilen ev, bölgede “Kasapyan Bağevi” olarak biliniyordu; Ankaralı bir Ermeni tüccar tarafından yaptırılmıştı. Zengin kuyumcu ev sahibi, savaş sırasında kenti terk ederken, bağevini de eşyalarıyla birlikte Ankara’nın tanınmış ailelerinden Bulgurluzadeler’e satmıştı.
Mustafa Kemal’in bağevini beğendiğini öğrenen Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti Başkanı, Ankara Müftüsü Rıfat (Börekçi) Efendi, hemşerilerinden topladığı paralarla evi, Bulgurluzade Tevfik Efendi’den 4 bin 500 liraya satın aldı ve Mustafa Kemal’e hediye etti. O da evi tek şartla kabul etti; bağevini Türk Silahlı Kuvvetleri’ne bağışlayacaktı. Aynı yıl tescil işlemi Milli Savunma Bakanlığı adına yapıldı.
Kasapyan Bağevi’nin sahibi Mehmetçik’ti. Adı “Ordu Evi” oldu, kiracısı ise Mustafa Kemal’di… Küçük bir onarımdan sonra, Mustafa Kemal haziran ayında, Fikriye ve diğer yardımcılarıyla bu bağevine taşındı… Köşk, Fikriye Hanım’ın zevklerine göre döşenmişti. Çankaya Köşkü’nün ilk “first lady”si Fikriye Hanım’dı…
Eşyalar Psaldi’den
26 Ağustos 1922. Büyük taarruz başladı. Türk Ordusu, 9 Eylül’de İzmir’e girdi. Beş gün sonra, Mustafa Kemal İzmir’de sıradışı bir kadınla tanıştı: Latife. 29 Ocak 1923’te evlendiler. Latife Hanım, 20 Şubat’ta Ankara’ya geldi. İzmir’in tanınmış zengin ailesinin konaklarda büyümüş, Avrupa’da okumuş kızı; yollarının çamur deryası olduğu, kuyu suyunun kullanıldığı, soğuk, harap ve her türlü konfordan yoksun bu bağevine çok şaşırdı. Ulusal kurtuluş stratejisinin, kül ve toz yığınları içindeki bu evde planlandığına inanamadı.
Latife Hanım, bağevini yeni yaşamına uygun hale getirmek için kolları sıvadı. Öncelikle ev, mekán olarak büyütülecekti. Görev, Mimar Vedad (Tek) Bey’e verildi. Mustafa Kemal ve Latife Hanım, geçici olarak yine Çankaya’da üç odalı bir eve taşındılar. Bu evin damı akıyordu; bunun üzerine bağevinin inşaatı bitene kadar İzmir’de kalmaya karar verdiler.
Mimar Vedad Bey, eski binanın güney yönüne 6.5 metre eninde tüm bina boyunca uzanan iki katlı yeni bir yapı ekledi. Eklenen bölümün alt katında büyük bir yemek odası ve küçük servis ofisi vardı. Eski yemek odasını çalışma odasına dönüştürmüştü. Yatak odaları, salonlar, banyolar, kütüphane yeniden tasarlandı. Binaya bir kule eklendi ve bunun alt katının bir bölümü radyo, bir bölümü de sigara odası olarak ikiye bölündü. Üst kat çalışma odası yapıldı. Ceviz rengi ahşap lambri paneller, sivri kemerli renkli vitray pencereler gibi değişikliklerle bağevi yepyeni hale getirildi.
Evin dekorasyonu da yenilendi; İstanbul Psaldi’den oval aynalar, neo barok büfeler, yeni mobilyalar alındı. İnşaatı ve iç tasarımı bittikten sonra Latife Hanım, heyecanla evi Mustafa Kemal’e gösterdi. Latife Hanım’ın beklemediği oldu; Mustafa Kemal evi beğenmedi. Beğenmemesinin nedeni, Latife’nin özellikle Fikriye Hanım’ın yaptıklarını çöpe atmasıydı! Bir de ağaçların kesilmesine kızmıştı…
Köşkte tadilat
Mustafa Kemal aslında yeni evden hoşnuttu; hemen her gece arkadaşlarını yemeğe davet ediyordu. Köşk’ün geleni gideni çoktu. Latife Hanım tüm bunları düzene sokmak istedi ve Çankaya Köşkü’nün ilk protokol kurallarını devreye soktu. Mustafa Kemal bu uygulamalardan rahatsız oldu. Ardından, Almanya’da Sanatoryum’da tedavi gören Fikriye’nin Köşk’e gelip bir-iki gün kalmasına Latife Hanım’ın sert tepki göstermesi; Fikriye’nin intihar etmesi ve benzeri olaylar üzerine; 5 Ağustos 1925’te Mustafa Kemal ile Latife Hanım boşandılar. Köşk kadınsızdı artık…
Latife Hanım’ın Çankaya Köşkü’nden ayrıldıktan sonra Mustafa Kemal’in öğrenimlerine yardım ettiği dört manevi kızı ve öğretmenleri İsviçreli Madam Baver Köşk’te yaşamaya başladı.
Bu arada Köşk’te mimari açıdan yapısal sorunlar çıkıyordu. İstanbul Haydarpaşa Garı gibi birçok yapıyı gerçekleştiren Alman Holzmann firmasının uzmanları, Köşk’teki müteahhitlik sorunları için Ankara’ya davet edildi. Alman uzmanların yaptığı incelemeler sonucu, Vedad Bey’in üst kattaki Şark Salonu’nu oluştururken yaptığı bölme duvarın, ahşap döşemede önemli bir sarkma meydana getirdiği görüldü. Ayrıca, zemin katta yapılan duvarlar, üstten gelen yüklerle kamburlaşmıştı.
Almanların raporu üzerine mimar Arif Hikmet (Koyunoğlu) ve inşaatçı Erzurumlu Nafiz Bey, Köşk’ün tadilatıyla görevlendirildiler. Onarım sırasında, kışın bir türlü ısınmayan Köşk’e, merkezi ısı donanımı da yapıldı; yani kalorifer döşendi. İnşaatın maliyeti 8 bin lirayı bulmuştu. Ama sorunlar ileriki yıllarda da ortaya çıkmayı sürdürdü.
Mustafa Kemal artık bıkmıştı bu sonu gelmeyen onarımlardan. Aynı arazi içine yeni bir bina yapılmasını istedi. Bu binanın mimarı yabancı olacaktı: Prof. Dr. Clemens Holzmeister… Ve yıl 1930’du…
Çankaya Köşkü’nü nazilerden kaçan bir mimar yaptı Clemens Holzmeister
Çankaya’daki bağevine eklemeler yapıldı; onarımlarda bulunuldu; tadilatlar yapıldı ama ihtiyaca yeterli hale getirilemedi. Bağevi arazisi büyütülerek buraya yeni bir bina yapılması için, Mayıs 1930’da Prof. Dr. Clemens Holzmeister görevlendirildi. Prof. Holzmeister, dünyaca ünlü bir mimardı. Uzmanlığı, Roma döneminden 20. yüzyıla kilise mimarisiydi. Aynı zamanda Krim Kilisesi, Dornback Kilisesi, Vogelweidplatz Kilisesi ve Brezilya’da Belo Horizonte Katedrali’ni inşa etmişti.
Gerici çevrelerin, Atatürk’ün oturduğu Çankaya Köşkü’nü kilise çanlarıyla özdeşleştirip “Çan-Kaya” adını vermelerinin nedeni, köşkün mimarı Prof. Clemens Holzmeister’ın kilise ve katedral yapması mıydı acaba? Sanmam. Onlar, Batılılaşmaya karşı oldukları için kelime oyunu yapıyorlardı.
Clemens Holzmeister sadece mimariyle ilgilenmiyordu; resim ve heykel yapan çok yönlü bir sanatçıydı. Öyle ki, 1929’da yaptığı Sehlageter Anıtı, Adolf Hitler tarafından yıktırılacaktı. Türkiye, Naziler’den kaçan birçok bilim adamına olduğu gibi, Prof. Clemens Holzmeister’e de kapısını açtı. Kızı dünyaca ünlü artist Judith Holzmeister, Nazi kampından canlı çıkmayı başaran nadir isimlerden biriydi… Prof. Holzmeister “Sürgün Yılları” adlı kitabında, Hitler yüzünden ülkesinden uzakta geçirdiği yılları yazdı…
İnşaat 1.5 yılda bitti
Avusturyalı mimar Holzmeister, Çankaya Köşkü’nün tasarımını beş günde hazırladı. 27 Temmuz’da, Atatürk Yalova’da kaplıcada dinlenirken projenin kesin planını ve maketini takdim etti. Projeye göre, yeni bina bodrum katı üzerine iki kat çıkılarak inşa edilecekti. Giriş katı çalışma ve kabul salonu; üst kat ise ikametgáh olacaktı. Proje aslında biraz eklektikti; geleneksel Türk ev stili ile Batı yaşam tarzının rahatlığı birleştirilmişti. Köşk’ün iç mekánlarını Viyana Güzel Sanatlar Akademisi tasarlamıştı.
Atatürk projeyi çok beğendi. Yapımla ilgili kararları Prof. Holzmeister’a bıraktı. Ama tek isteği vardı; ağaçlar korunacaktı. Kasım başında yer belirlendi; yeni bina eski bağevinin hemen yanına yapılacaktı. Yapı ve malzemelerin tümü Avusturya’dan getirildi. 1931 yılı başında inşaat başladı.
1932 yılı haziran ayında Çankaya Köşkü inşaatı bitti. Binanın dış cephesi, Atatürk’ün sevdiği pembe renge boyanmıştı. Bu nedenle bina “Pembe Köşk” olarak adlandırılacaktı. Bugün hálá Çankaya kompleksinin rengi “pembe”dir… Yeni Köşk’ün tüm mobilyaları Viyana’dan getirildi. Ne yazık ki Ankara’nın iklimi bu mobilyalara iyi gelmedi, çabuk çürüyüp kullanılmaz hale geldiler.
Atatürk 1921 yılından beri oturduğu bağevinden ayrılıp -bugün sadece ikametgáh olarak kullanılan- Çankaya Köşkü’ne taşındı. Eski bina, bugün “Müze Köşk” adıyla kullanılmaktadır.
Kız Kardeşi’ne Camlı Köşk
Çankaya Köşkü zamanla çok büyüdü; 438 dönüme ulaştı. Eski binalara eklemeler yapıldı; yeni binalar oluşturuldu. Örneğin, Atatürk’ün 1921’de bağevinde yaverlerin kullanımına verdiği “Yaveran Odası”, eklemelerle “Başyaverlik Binası” haline getirildi. Bağevinde hizmetkárların oturduğu ev büyütülerek, “Genel Sekreterlik Binası” oldu. Her iki binayı da Türk mimar Seyfi Arkan (1904-1966) yaptı. Vedad Tek’in öğrencisiydi. İstanbul Florya Deniz Kulübü gibi binaları yaparak Atatürk’ün güvenini kazanmıştı.
Atatürk, Mimar Arkan’ı Çankaya Köşkü’nde yeni bir bina yapmakla görevlendirdi. Bu mekán “Camlı Köşk”tü. Atatürk bu köşkü kız kardeşi Makbule Atadan için yaptırdı. 1936’da yapımı bitirilen “Camlı Köşk”, bugün yabancı misafirleri konuk etmek için “Devlet Konukevi” olarak hizmet vermektedir.
Büyük kurtarıcı Atatürk, 10 Kasım 1938’de vefat etti. Çankaya Köşkü’nün yeni ev sahibi, Milli Şef İsmet İnönü’ydü.
İnönü, oturmak istemedi
Ancak başta Mevhibe Hanım olmak üzere İnönüler, Çankaya Köşkü’ne taşınmaya sıcak bakmadı. İsmet İnönü, cumhurbaşkanlığı görevini ikibuçuk ay evinde yürüttü. Ama pratikte bunun mümkün olmayacağını anladılar. Taşındılar. Alışılmış ev boyutlarını aşan büyüklüğüne zamanla alıştılar… İnönü döneminde Köşk büyüdü; 1940 yılında sığınaklar yapıldı. Malum o yıllar savaş dönemiydi. Köşk’ün 50 metre arkasındaki sığınakta iki oda, banyo, tuvalet vardı. Kapısı çeliktendi. Masanın üzerine kuru çiçekler konmuştu!…
Çankaya Köşkü, yıllar içinde birçok cumhurbaşkanına ve ailelerine ev sahipliği yaptı. Zaman içinde yeni binalar yapıldı. Son olarak 29 Ekim 1999’da kokteyller ve basın toplantısı için “Piramit Salon” hizmete açıldı…
ya ankaranın sadece dışını görüosunuzda gzl diosunuz bide ankaranın yaşamlarını görsaeydiniz nederdiniz sizinde dediğiniz gibi ankara hep böle kalsaydı ama insanlar şimdiki gibi gelişmiş olsaydı…
bu resimler çok güzel tarihimizi yansıtmasını yanı sıra bize bir zmnlarki güzel ankarayı nasıl yozlaştırdığımız ayıbını yüzümüze vuruyor bu sayfayı hazırlayan arkadaşlarımıza minnet dolu sevgiler
çok güzeldi ama ben aradıklarımı buladım ben ankara diyom siz bizim götümüz kara diyonuz ama arkiler yalan sölemeyin kimsenin götü kara olamaz hadi bybybybybybybybybybybybybybybybyby yaş 12 buçuk kafa biraz uçuk ben yemem suçuk öptüm seni mucuk mucuk
çok ggggggggggggggggggggggggggggggggggggggggggggggggggggggggggggggggggggggggggggggggggggggggggggggggggggggggggggggggggggggggggggggggggggggggggggggggggggggggggggggggüüüüüüüüüüüüüüüüüüüüüüüüüüüüüüüüüüüüüüüüüüüüüüüüüüüüüüüüzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeellllllllllllllllllllllllllllllllllllllllllllllldddddddddddddddddddddddddddddiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiii
Ankara 2008′li yıllarda dahada gelişti eski tarihi binalar halen var ama günümüz moder hayata göre uyarlandı ve bu çok gerekli eski hali ile kalsaydı gelişmemiş bir başkent olurdu gördügünüz resimdeki mekanlar hala duruyor Ankara’nın eski halive günümüzdeki hali çok çok güzel
ankara hem eski ahliyle hemde yeni haliyle çok güsel bence bende dogma büyüme cebeciliyim ve ankara kalesine çok yakındık anadolu medeniyetler müzesi var süper gitmenizi tavsiye ederim ankaralı olmayan arkadaşlar. herkes ankaralı olamaz ankaralı olmak ayrıdır ve iyiki burda dogup büyümüşüm memleketimi seviyorum.gerçi güzel türkiyemin heryeri bizim memleketimiz türkiyede oldugum için çok mutluyum heryer güzel her şehir ayrı bir huzur veriyor insana.ama tabi ankarada başkadır yaşamak…. herkese iyi günler diliyorum ve ankarada olmaya devam edin byy… ankaram ankaram güzel ankaram yok senin gibi bir şehir daha:)))
ankara tarihin en güzel şehri tüm çabalar ve calışmalarla ancak bukadar berbat ede bildik her gecen gün biraz daha mahvediyoruz güzel ankaramızı büyük sehir tarihimizi onarmak yapılandırmak yerine yıkmayı tercih edio ankaranın manyagı bok gibi olan sensin begenmiyorsan ankaradan defoo git ankaranın bokunu yeme
bence biraz daha resim olsaydı ve ankaranın eski haliyle ilgili yazı olsaydı daha hoş ve güzel olurdu ama böylede idare eder ankaranın eski halide çok güzelmiş
Maraş sevdalısı demiş ki,
Ekim 25, 2006 8:14 pm
Ankara’nın eski hali çok güzelmiş:))
gökhan karaalp demiş ki,
Aralık 1, 2006 1:07 pm
biraz daha tarihi resim konsa daha iyi olurdu burda 3 yer var ankaranın değişik yerlerinden daha fotoraf olsaydı insan daha değğişik bakardı gezdiği burası eskiden böyle böyle imiş derdi duygulanırdı bence
esin demiş ki,
Aralık 8, 2006 3:22 pm
harika.Keşke hep böyle kalsa
esin demiş ki,
Aralık 8, 2006 3:23 pm
eski hali çok güzel!!!!!!!!!!!!!!!!!!
mert demiş ki,
Aralık 18, 2006 8:12 pm
eski hali süpermiş ya
arzu demiş ki,
Şubat 8, 2007 8:18 pm
daha fazla resim olsaydı çok daha iyi olurdu.özellikle kızılay,ulus vs.
oğuz pehlivan demiş ki,
Şubat 10, 2007 11:48 am
çok hoş siteniz tebrik ederım
serkan tekeli demiş ki,
Şubat 17, 2007 7:35 pm
ankara keşke büyle kalsaydi
ilaydasu demiş ki,
Nisan 15, 2007 8:44 am
bu site çok güzel eskiden ankara güzelmiş
erdi demiş ki,
Nisan 18, 2007 1:53 pm
çok güzel bir site tebrikler
cemalettin kam demiş ki,
Nisan 18, 2007 4:53 pm
resimler cok güzelde neresi buralar yazmamışsınız
omercan demiş ki,
Nisan 28, 2007 6:10 pm
cok guzel olmus elınıze saglık
yasar duran demiş ki,
Mayıs 1, 2007 9:04 am
harika neden böyle kalmadıki ankara biz mahrum kalmışız
YOK demiş ki,
Mayıs 1, 2007 2:23 pm
bok gibi laaaaaaaaaaaaa
serhat demiş ki,
Mayıs 8, 2007 9:30 pm
seni kırarım yok resimler mükemmel amaisimler yazsa daha iyi olurmus yinede tebrikler
serhat demiş ki,
Mayıs 8, 2007 9:30 pm
yok senin a.q tamammı
esin demiş ki,
Mayıs 10, 2007 2:56 pm
bence çok güzel resimler ama bence yeni halini de gösterip aralarındaki farkları yaz.yani daha güzel olur.bu arada burayı anasayfam yapacağım.
esin demiş ki,
Mayıs 10, 2007 2:57 pm
harika olmuş ama dediğim gibi yeni halini de gösterip aralarındaki farkı yaz
yusuf demiş ki,
Mayıs 13, 2007 1:05 pm
çok güzel olmuş tebrik ederim bide küfürlü konuşmayalım lütfen
DELİKIZ demiş ki,
Mayıs 13, 2007 2:53 pm
güzel ama açıklamalarıda olsaydıda ögretmenler fazla not verseydi yaawww:)::)
neyse birdahakine yaparsınız!!!
kkk demiş ki,
Mayıs 15, 2007 12:09 pm
bence çok güzel ama bencede yeni halinide yapıp arasındaki farklılıkları yapabilirdinnnnn.ama yinede süperrrrr
kkk demiş ki,
Mayıs 15, 2007 12:10 pm
çoookkkkkkkk güzelllllllll
buket demiş ki,
Mayıs 16, 2007 1:46 pm
ya vallaha çoooook güzel
kardeşimin ödeviydi bulamamış (çaktırmayın)zaten çaktırmışım demi
biraz espri yapıyım dedim…(N)(H)
tuqba demiş ki,
Mayıs 16, 2007 7:47 pm
bende ankarada yaşıyorum ve eskıler ıste cok güsell gercektennn
)
meryem demiş ki,
Mayıs 17, 2007 7:52 am
bence bukadar az olmamaliydi
ğğğğ demiş ki,
Mayıs 17, 2007 2:22 pm
aslında ankara ile ilgili bilgileri çok yap çok güzel olur ama yinede güzel
hakan demiş ki,
Mayıs 25, 2007 3:36 pm
aslında ödevimdi.olmasına çok sevindim.güzel olmuş
hakan demiş ki,
Mayıs 25, 2007 3:37 pm
çok güzeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeellllllllllllllllllllllllllllllllllllllllllllllllllllllllllllllllllllllllllllllllll
aykut demiş ki,
Mayıs 28, 2007 2:49 pm
güzel olmuş.ooooooooooooooohhhhhhhhhhhhhhhhhhhhhhh
ayvaz demiş ki,
Haziran 6, 2007 6:02 pm
EWET HERŞEYİN ESKİSİ GÜZELDİR ŞUAN 2007DE UZAY ÇAĞINA DOĞRU İLERLEDİKÇE HEM DEĞERLERİMİZİ HEMDE GÜZEL DEĞERLİ MEMLEKETİMİZİN DEĞERİNİ UNUTUYORUZ UNUTMAKLADA KALMAYIP KARIŞ KARIŞ ŞEREFSİZ KANI BEŞ PARA ETMEZ OSMANLI DÜŞMANLARI OLAN ERMENİLERE VE BİZANSLILARA SATIYORLAR BAŞIMIZDAKİ CEPCİLER ARANIZDA VARSA BÜYÜKLERDEN ONLARA DEYİN TOPRAĞINI SATAN NE OSMANLI OLABİLİR NEDE TÜRK NEDE MÜSLÜMAN OLABİLİRLER O TOPRAKLARI ATALARIMIZ KANLARIYLA BİZE HEDİYE ETTİLER BİZ ŞEREFSİZ BİR geçmişin evlatları
balalı haydar demiş ki,
Haziran 8, 2007 2:31 pm
hakikateten çok güzellmiş
sevinç demiş ki,
Temmuz 12, 2007 1:33 pm
resimler cok güzel fakat 3 pozla cok basit kalmış ama yinede tebrikler
sevinç demiş ki,
Temmuz 12, 2007 1:36 pm
sayfanızın en yakın da güncellen mesini bekliyoruz
ankaralı berkay demiş ki,
Ağustos 10, 2007 11:59 am
güzel bir anket ama kos koca bir ankara 3 resimle sınırlı değildir umarım ankara kalesinin`de burda yer almasını isterdim
ozhan demiş ki,
Ağustos 25, 2007 1:47 am
ahhhha guzel ankaram gurbetteyim yillardir burnumda tutuyorsun guzel ankaram
ankaralı serhat demiş ki,
Mart 29, 2008 6:36 pm
ekmegini yiyip suyunu içip üzerine bastıgımız topraklar hepsi çok güzel ama insanlarımız haketmiyorlar
serhat sevindik demiş ki,
Mart 29, 2008 7:13 pm
her şeyde oldugu gibi hep eski güzel bu vatan ölen şehitlerimizin kanlarıyla şahlanıyor eskisi yeni olamaz yeni eskiey kovuşamaz hiç görülmüşmüdür yazın kış a gündüzün geceye kavuşmadıgı elbet hainlerde ölüme kovuşacaklar vatana ihaner mutlaka cezasını bulacakdır atalarımızdan bize hediye edilen bu vatana milletimiz sahip çıkmıyor asla ve asla haketmiyorşu anda savaş çıksa vatanı müdaafa etmekten çekinirsem s.a.v hz.peyfamberimiz ali kılıçı zülfikar kalbime gök mavisi gibi girsin albayragızdaki şehitlerin kanı gibi kırmızı çıksın tebrikler diler başarılarınız dewamını dilerim
tugce demiş ki,
Nisan 28, 2008 4:37 pm
tesekkur ederım.benım odevımdı daha cok olsaydı guzel olurdu ama yıne de sagol HEPIMIZ ANKARALIYIZ
sıla demiş ki,
Nisan 29, 2008 11:10 am
tesekkürler.benimde ödevimdi.bana çok yardımcı oldunuz.hepinize tesekkürlerrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrr
deniz demiş ki,
Nisan 29, 2008 4:31 pm
ankaranın eski hali çooooooooook güzelmiş keşke öyle kalsaymış ama artık geçmişe dönemeyi hem şükretmeliyiz çünkü atalarımız kendilerini feda edip bizi düşmanlardan kurtarmışlar
yasemin demiş ki,
Mayıs 5, 2008 2:27 pm
ankaranın eski hali daha güzelmiş keşke gene o şekliyle yaşıyor olsak .ne kadar güzel olurdu.haa siteye biraz daha resim koyarsan daha çok güzel olur benden sana tavsiye .ama yinede çooooooook güzel
mert demiş ki,
Mayıs 6, 2008 6:46 pm
çook güzel
GİZEM demiş ki,
Mayıs 21, 2008 5:18 pm
harikaaaaaaaaaaa ama daha çok resim ve yazı koysalardı daha güzel olurdu
alper demiş ki,
Mayıs 21, 2008 5:20 pm
çook güzel(ankaranın eski hali çooooooooook güzelmiş keşke öyle kalsaymış ama artık geçmişe dönemeyi hem şükretmeliyiz çünkü atalarımız kendilerini feda edip bizi düşmanlardan kurtarmışlar)
alper demiş ki,
Mayıs 21, 2008 5:22 pm
her şeyde oldugu gibi hep eski güzel bu vatan ölen şehitlerimizin kanlarıyla şahlanıyor eskisi yeni olamaz yeni eskiey kovuşamaz hiç görülmüşmüdür yazın kış a gündüzün geceye kavuşmadıgı elbet hainlerde ölüme kovuşacaklar vatana ihaner mutlaka cezasını bulacakdır atalarımızdan bize hediye edilen bu vatana milletimiz sahip çıkmıyor asla ve asla haketmiyorşu anda savaş çıksa vatanı müdaafa etmekten çekinirsem s.a.v hz.peyfamberimiz ali kılıçı zülfikar kalbime gök mavisi gibi girsin albayragızdaki şehitlerin kanı gibi kırmızı çıksın tebrikler diler başarılarınız dewamını dilerim(çook güzel)
alper demiş ki,
Mayıs 21, 2008 5:25 pm
Ankara’nın eski halleri hep ilgimi çekmiştir,gazetede okuduğum bir yazıyı sizlerle paylaşmak istedim,sizlerde Ankara’daki yapıların mazisinden bildiklerinizi bulduklarınızı paylaşırmısınız?
Çankaya Köşkü’nün yerinde bağevi vardı…
Tarih: 16 Mayıs 1921. Gazeteci Ruşen Eşref (Ünaydın), Mustafa Kemal’i Çankaya sırtlarına at gezintisine davet etti. Gezintisi sırasında, Mustafa Kemal, birbuçuk dönüm içerisindeki iki katlı bir bağevini çok beğendi. “Kasapyan Bağevi” olarak bilinen bu mekán, zamanla Türkiye Cumhuriyeti’nin simgesi Çankaya Köşkü’ne dönüşecekti. İşte Çankaya Köşkü’nün mimari tarihi…
Mustafa Kemal Paşa’nın kaldığı Çankaya Köşkü’nün ilk hali
Tarih 13 Mayıs 1921. Mustafa Kemal gün doğarken uyandı. Halbuki yatalı bir iki saat ancak olmuştu; dışarıdaki gürültüye uyanmıştı. Pencereyi açtı; gürültü çıkaranları seyretmeye başladı. Ankara Garı bitişiğindeki iki katlı istasyon şefi lojmanını hem ev hem de çalışma ofisi olarak kullanıyordu. Tren istasyonu, son dönemlerde olduğu gibi, o gün de asker ve cephane nakillerinden birine tanıklık ediyordu.
Kuzeni Fikriye, ayak sesinden Mustafa Kemal’in uyandığını anlayıp, her sabah kendi eliyle pişirdiği orta şekerli kahveyi odasına götürdü. Sivas’tan beri Mustafa Kemal’in hizmetinde olan Ali Çavuş da gazetesini getirdi. Bugün, Hakimiyet-i Milliye Gazetesi’nden konukları gelecekti. İnönü zaferi ve Türk Ordusu’nun son durumu hakkında röportaj yapacaklardı.
Birkaç saat sonra, başta Ruşen Eşref (Ünaydın) olmak üzere gazeteciler geldi. Kahveler içildi; röportaj yapıldı. Ancak Ruşen Eşref’in dikkatini Mustafa Kemal’in yorgunluğu çekti. Mesele anlaşıldı; Mustafa Kemal sabaha kadar çalışıyor; uykuya daldığı sırada tren garının gürültüsüyle uyanmak zorunda kalıyordu.
Ruşen Eşref’e göre, ulusal kurtuluş savaşını organize eden “beyin”in dinlenmesi gerekiyordu. Ama o günlerin Ankara’sında ev bulmak kolay değildi.
Mustafa Kemal, 27 Aralık 1919’da Ankara’ya geldiğinde, savaş karargáhına dönüştürülen Ziraat Mektebi’nin küçücük bir odasında kalmıştı. Ulusal mücadeleye destek için, başta İstanbul olmak üzere birçok şehirden Ankara’ya gelenlerin en büyük sorunu, barınacakları ev bulmaktı. 20 bin kişilik Ankara ihtiyaca cevap veremiyordu…
Röportajdan üç gün sonra… Ruşen Eşref, Mustafa Kemal’i Ankara’nın yazlık bağevlerinin bulunduğu Çankaya sırtlarında atla dolaşmaya ikna etti. İşte bu at gezintisi, Çankaya Köşkü’nün doğmasına neden olacaktı…
Kasapyan Bağevi
Kente hákim yeşil bir tepe üzerindeki Çankaya’da, büyük bağlar ve meyve bahçeleri vardı. Bağ ve bahçelerin içine tek katlı gösterişsiz evler yapılmıştı. Ruşen Eşref, en azından yaz ayını bu evlerden birinde geçirebileceğini teklif etti. Mustafa Kemal kabul etti. Beğendiği bağevini gösterdi: İki katlı, moloz taşlı, döşemeleri ve çatısı ahşap binanın üzeri kiremitle örtülü bir evdi burası.
Zemin katındaki taşlığın her iki yanında, birisi daha küçük iki oda vardı. Küçük odanın arkasındaki merdivenden üst kata çıkılıyordu. Üst kat, zemin kat planının aynısıydı. Ayrıca çıkma iki balkonu vardı. Evin tuvaleti dışarıdaydı.
Ankara’ya hákim bir tepede yeşillikler içinde bulunan bu bağevinin beğenilmesinin en önemli nedeni, arazi içinde üç evin olmasıydı. Dolayısıyla bunlar da korumalar, yaverler ve yardımcılar için kullanılabilecekti.
Beğenilen ev, bölgede “Kasapyan Bağevi” olarak biliniyordu; Ankaralı bir Ermeni tüccar tarafından yaptırılmıştı. Zengin kuyumcu ev sahibi, savaş sırasında kenti terk ederken, bağevini de eşyalarıyla birlikte Ankara’nın tanınmış ailelerinden Bulgurluzadeler’e satmıştı.
Mustafa Kemal’in bağevini beğendiğini öğrenen Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti Başkanı, Ankara Müftüsü Rıfat (Börekçi) Efendi, hemşerilerinden topladığı paralarla evi, Bulgurluzade Tevfik Efendi’den 4 bin 500 liraya satın aldı ve Mustafa Kemal’e hediye etti. O da evi tek şartla kabul etti; bağevini Türk Silahlı Kuvvetleri’ne bağışlayacaktı. Aynı yıl tescil işlemi Milli Savunma Bakanlığı adına yapıldı.
Kasapyan Bağevi’nin sahibi Mehmetçik’ti. Adı “Ordu Evi” oldu, kiracısı ise Mustafa Kemal’di… Küçük bir onarımdan sonra, Mustafa Kemal haziran ayında, Fikriye ve diğer yardımcılarıyla bu bağevine taşındı… Köşk, Fikriye Hanım’ın zevklerine göre döşenmişti. Çankaya Köşkü’nün ilk “first lady”si Fikriye Hanım’dı…
Eşyalar Psaldi’den
26 Ağustos 1922. Büyük taarruz başladı. Türk Ordusu, 9 Eylül’de İzmir’e girdi. Beş gün sonra, Mustafa Kemal İzmir’de sıradışı bir kadınla tanıştı: Latife. 29 Ocak 1923’te evlendiler. Latife Hanım, 20 Şubat’ta Ankara’ya geldi. İzmir’in tanınmış zengin ailesinin konaklarda büyümüş, Avrupa’da okumuş kızı; yollarının çamur deryası olduğu, kuyu suyunun kullanıldığı, soğuk, harap ve her türlü konfordan yoksun bu bağevine çok şaşırdı. Ulusal kurtuluş stratejisinin, kül ve toz yığınları içindeki bu evde planlandığına inanamadı.
Latife Hanım, bağevini yeni yaşamına uygun hale getirmek için kolları sıvadı. Öncelikle ev, mekán olarak büyütülecekti. Görev, Mimar Vedad (Tek) Bey’e verildi. Mustafa Kemal ve Latife Hanım, geçici olarak yine Çankaya’da üç odalı bir eve taşındılar. Bu evin damı akıyordu; bunun üzerine bağevinin inşaatı bitene kadar İzmir’de kalmaya karar verdiler.
Mimar Vedad Bey, eski binanın güney yönüne 6.5 metre eninde tüm bina boyunca uzanan iki katlı yeni bir yapı ekledi. Eklenen bölümün alt katında büyük bir yemek odası ve küçük servis ofisi vardı. Eski yemek odasını çalışma odasına dönüştürmüştü. Yatak odaları, salonlar, banyolar, kütüphane yeniden tasarlandı. Binaya bir kule eklendi ve bunun alt katının bir bölümü radyo, bir bölümü de sigara odası olarak ikiye bölündü. Üst kat çalışma odası yapıldı. Ceviz rengi ahşap lambri paneller, sivri kemerli renkli vitray pencereler gibi değişikliklerle bağevi yepyeni hale getirildi.
Evin dekorasyonu da yenilendi; İstanbul Psaldi’den oval aynalar, neo barok büfeler, yeni mobilyalar alındı. İnşaatı ve iç tasarımı bittikten sonra Latife Hanım, heyecanla evi Mustafa Kemal’e gösterdi. Latife Hanım’ın beklemediği oldu; Mustafa Kemal evi beğenmedi. Beğenmemesinin nedeni, Latife’nin özellikle Fikriye Hanım’ın yaptıklarını çöpe atmasıydı! Bir de ağaçların kesilmesine kızmıştı…
Köşkte tadilat
Mustafa Kemal aslında yeni evden hoşnuttu; hemen her gece arkadaşlarını yemeğe davet ediyordu. Köşk’ün geleni gideni çoktu. Latife Hanım tüm bunları düzene sokmak istedi ve Çankaya Köşkü’nün ilk protokol kurallarını devreye soktu. Mustafa Kemal bu uygulamalardan rahatsız oldu. Ardından, Almanya’da Sanatoryum’da tedavi gören Fikriye’nin Köşk’e gelip bir-iki gün kalmasına Latife Hanım’ın sert tepki göstermesi; Fikriye’nin intihar etmesi ve benzeri olaylar üzerine; 5 Ağustos 1925’te Mustafa Kemal ile Latife Hanım boşandılar. Köşk kadınsızdı artık…
Latife Hanım’ın Çankaya Köşkü’nden ayrıldıktan sonra Mustafa Kemal’in öğrenimlerine yardım ettiği dört manevi kızı ve öğretmenleri İsviçreli Madam Baver Köşk’te yaşamaya başladı.
Bu arada Köşk’te mimari açıdan yapısal sorunlar çıkıyordu. İstanbul Haydarpaşa Garı gibi birçok yapıyı gerçekleştiren Alman Holzmann firmasının uzmanları, Köşk’teki müteahhitlik sorunları için Ankara’ya davet edildi. Alman uzmanların yaptığı incelemeler sonucu, Vedad Bey’in üst kattaki Şark Salonu’nu oluştururken yaptığı bölme duvarın, ahşap döşemede önemli bir sarkma meydana getirdiği görüldü. Ayrıca, zemin katta yapılan duvarlar, üstten gelen yüklerle kamburlaşmıştı.
Almanların raporu üzerine mimar Arif Hikmet (Koyunoğlu) ve inşaatçı Erzurumlu Nafiz Bey, Köşk’ün tadilatıyla görevlendirildiler. Onarım sırasında, kışın bir türlü ısınmayan Köşk’e, merkezi ısı donanımı da yapıldı; yani kalorifer döşendi. İnşaatın maliyeti 8 bin lirayı bulmuştu. Ama sorunlar ileriki yıllarda da ortaya çıkmayı sürdürdü.
Mustafa Kemal artık bıkmıştı bu sonu gelmeyen onarımlardan. Aynı arazi içine yeni bir bina yapılmasını istedi. Bu binanın mimarı yabancı olacaktı: Prof. Dr. Clemens Holzmeister… Ve yıl 1930’du…
Çankaya Köşkü’nü nazilerden kaçan bir mimar yaptı Clemens Holzmeister
Çankaya’daki bağevine eklemeler yapıldı; onarımlarda bulunuldu; tadilatlar yapıldı ama ihtiyaca yeterli hale getirilemedi. Bağevi arazisi büyütülerek buraya yeni bir bina yapılması için, Mayıs 1930’da Prof. Dr. Clemens Holzmeister görevlendirildi. Prof. Holzmeister, dünyaca ünlü bir mimardı. Uzmanlığı, Roma döneminden 20. yüzyıla kilise mimarisiydi. Aynı zamanda Krim Kilisesi, Dornback Kilisesi, Vogelweidplatz Kilisesi ve Brezilya’da Belo Horizonte Katedrali’ni inşa etmişti.
Gerici çevrelerin, Atatürk’ün oturduğu Çankaya Köşkü’nü kilise çanlarıyla özdeşleştirip “Çan-Kaya” adını vermelerinin nedeni, köşkün mimarı Prof. Clemens Holzmeister’ın kilise ve katedral yapması mıydı acaba? Sanmam. Onlar, Batılılaşmaya karşı oldukları için kelime oyunu yapıyorlardı.
Clemens Holzmeister sadece mimariyle ilgilenmiyordu; resim ve heykel yapan çok yönlü bir sanatçıydı. Öyle ki, 1929’da yaptığı Sehlageter Anıtı, Adolf Hitler tarafından yıktırılacaktı. Türkiye, Naziler’den kaçan birçok bilim adamına olduğu gibi, Prof. Clemens Holzmeister’e de kapısını açtı. Kızı dünyaca ünlü artist Judith Holzmeister, Nazi kampından canlı çıkmayı başaran nadir isimlerden biriydi… Prof. Holzmeister “Sürgün Yılları” adlı kitabında, Hitler yüzünden ülkesinden uzakta geçirdiği yılları yazdı…
İnşaat 1.5 yılda bitti
Avusturyalı mimar Holzmeister, Çankaya Köşkü’nün tasarımını beş günde hazırladı. 27 Temmuz’da, Atatürk Yalova’da kaplıcada dinlenirken projenin kesin planını ve maketini takdim etti. Projeye göre, yeni bina bodrum katı üzerine iki kat çıkılarak inşa edilecekti. Giriş katı çalışma ve kabul salonu; üst kat ise ikametgáh olacaktı. Proje aslında biraz eklektikti; geleneksel Türk ev stili ile Batı yaşam tarzının rahatlığı birleştirilmişti. Köşk’ün iç mekánlarını Viyana Güzel Sanatlar Akademisi tasarlamıştı.
Atatürk projeyi çok beğendi. Yapımla ilgili kararları Prof. Holzmeister’a bıraktı. Ama tek isteği vardı; ağaçlar korunacaktı. Kasım başında yer belirlendi; yeni bina eski bağevinin hemen yanına yapılacaktı. Yapı ve malzemelerin tümü Avusturya’dan getirildi. 1931 yılı başında inşaat başladı.
1932 yılı haziran ayında Çankaya Köşkü inşaatı bitti. Binanın dış cephesi, Atatürk’ün sevdiği pembe renge boyanmıştı. Bu nedenle bina “Pembe Köşk” olarak adlandırılacaktı. Bugün hálá Çankaya kompleksinin rengi “pembe”dir… Yeni Köşk’ün tüm mobilyaları Viyana’dan getirildi. Ne yazık ki Ankara’nın iklimi bu mobilyalara iyi gelmedi, çabuk çürüyüp kullanılmaz hale geldiler.
Atatürk 1921 yılından beri oturduğu bağevinden ayrılıp -bugün sadece ikametgáh olarak kullanılan- Çankaya Köşkü’ne taşındı. Eski bina, bugün “Müze Köşk” adıyla kullanılmaktadır.
Kız Kardeşi’ne Camlı Köşk
Çankaya Köşkü zamanla çok büyüdü; 438 dönüme ulaştı. Eski binalara eklemeler yapıldı; yeni binalar oluşturuldu. Örneğin, Atatürk’ün 1921’de bağevinde yaverlerin kullanımına verdiği “Yaveran Odası”, eklemelerle “Başyaverlik Binası” haline getirildi. Bağevinde hizmetkárların oturduğu ev büyütülerek, “Genel Sekreterlik Binası” oldu. Her iki binayı da Türk mimar Seyfi Arkan (1904-1966) yaptı. Vedad Tek’in öğrencisiydi. İstanbul Florya Deniz Kulübü gibi binaları yaparak Atatürk’ün güvenini kazanmıştı.
Atatürk, Mimar Arkan’ı Çankaya Köşkü’nde yeni bir bina yapmakla görevlendirdi. Bu mekán “Camlı Köşk”tü. Atatürk bu köşkü kız kardeşi Makbule Atadan için yaptırdı. 1936’da yapımı bitirilen “Camlı Köşk”, bugün yabancı misafirleri konuk etmek için “Devlet Konukevi” olarak hizmet vermektedir.
Büyük kurtarıcı Atatürk, 10 Kasım 1938’de vefat etti. Çankaya Köşkü’nün yeni ev sahibi, Milli Şef İsmet İnönü’ydü.
İnönü, oturmak istemedi
Ancak başta Mevhibe Hanım olmak üzere İnönüler, Çankaya Köşkü’ne taşınmaya sıcak bakmadı. İsmet İnönü, cumhurbaşkanlığı görevini ikibuçuk ay evinde yürüttü. Ama pratikte bunun mümkün olmayacağını anladılar. Taşındılar. Alışılmış ev boyutlarını aşan büyüklüğüne zamanla alıştılar… İnönü döneminde Köşk büyüdü; 1940 yılında sığınaklar yapıldı. Malum o yıllar savaş dönemiydi. Köşk’ün 50 metre arkasındaki sığınakta iki oda, banyo, tuvalet vardı. Kapısı çeliktendi. Masanın üzerine kuru çiçekler konmuştu!…
Çankaya Köşkü, yıllar içinde birçok cumhurbaşkanına ve ailelerine ev sahipliği yaptı. Zaman içinde yeni binalar yapıldı. Son olarak 29 Ekim 1999’da kokteyller ve basın toplantısı için “Piramit Salon” hizmete açıldı…
rana demiş ki,
Mayıs 25, 2008 7:47 am
slm ben rana ankaranın eski hali süper
buse demiş ki,
Mayıs 25, 2008 7:49 am
çoook güzeel böyle kalsaydı bazı insanları ve bizi görmeyen insanlarla tanışır dım
yesssss demiş ki,
Mayıs 29, 2008 3:17 pm
hay aq böle seymi olur ya
yesssss demiş ki,
Mayıs 29, 2008 3:18 pm
crazy_bjkli_01@hotmail.com eklemek isteyenler eklesinler
genç osman demiş ki,
Haziran 12, 2008 11:47 am
ya ankaranın sadece dışını görüosunuzda gzl diosunuz bide ankaranın yaşamlarını görsaeydiniz nederdiniz sizinde dediğiniz gibi ankara hep böle kalsaydı ama insanlar şimdiki gibi gelişmiş olsaydı…
MUSTY_ demiş ki,
Haziran 24, 2008 8:54 am
COOKK GUZEL AMA RESİM AZ
güzellllllllll demiş ki,
Ağustos 9, 2008 1:35 pm
bence süüüüüüüüüpermiş ya muhteşem……………..
mehmet yiğit demiş ki,
Eylül 7, 2008 6:35 am
ankara benim memleketim ankara gibi güzel ulaşımı kolay insanı saygılı tarihiyle bambaşka bi memleket havası temiz yaşanacak memleket
ayşenur demiş ki,
Eylül 9, 2008 2:49 pm
ankaranın eski hjali daha güzelmiş ve daha doğal mı keşke hep böyle kalsaymışşşşşşş
abdülkadir demiş ki,
Eylül 9, 2008 8:15 pm
çok güzel bir site özenle yapılmış fazla resim gerekli
birnur demiş ki,
Eylül 11, 2008 5:30 pm
bu resimler çok güzel tarihimizi yansıtmasını yanı sıra bize bir zmnlarki güzel ankarayı nasıl yozlaştırdığımız ayıbını yüzümüze vuruyor bu sayfayı hazırlayan arkadaşlarımıza minnet dolu sevgiler
fatma demiş ki,
Eylül 13, 2008 1:24 pm
bence çok güzel hihaha
ßusryy demiş ki,
Eylül 14, 2008 11:37 am
Arkadaşım bencede çok gzl olmuş yane ödewimede yardımcı oldu teş ederim fakat biraz daha olsadı ii olurdu genede ellerine sağlıkk
halil demiş ki,
Eylül 19, 2008 5:37 pm
ankarayı seviyorum
esra demiş ki,
Eylül 24, 2008 1:53 pm
eski hali daha guzel
esra demiş ki,
Eylül 24, 2008 1:53 pm
ssssssssssssssssssssüüüüüüüüüüüüüüüüüüüüüüüüüüüppppppppppppppppppppppppppeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeerrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrr
fırat demiş ki,
Eylül 29, 2008 5:21 pm
ilk bakıldığında kötü görünüyor resimler siyah beyaz yha ondandır.
ama yine de güzel!..
bencede demiş ki,
Ekim 1, 2008 4:55 pm
gökhan karaalp’e katılıyorum birde bilgi olsaymış
kumsal demiş ki,
Ekim 15, 2008 7:43 am
bence harika olmus.şimdiki halide öle olsa
kumsal demiş ki,
Ekim 15, 2008 7:45 am
bence harika olmus.şimdiki halide öle olsa. atatürk keşke olsa atatürk olsaydı böyle devir olmazdı daha güzel olursu
burcu demiş ki,
Ekim 15, 2008 12:32 pm
site süper ankarada yakışıklı
mehmet ali hastaoğlu demiş ki,
Ekim 24, 2008 11:39 am
cok güzel resimler bunlar iyiki siz varsınız
mehmet ali hastaoğlu demiş ki,
Ekim 24, 2008 11:40 am
ssssssssssüüüüüüüüüüüüüüüüüüüüüüüüüüpppppppppppeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeerrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrr cok iyiyyyyyyiiiiiiiiyyyyyyyyyyyiiiiiiiiiii
BERENİS demiş ki,
Ekim 28, 2008 11:35 am
BENCEDE ÇOK GÜZEL HEMDE BEN ANKARA KALESİNİN TAM KARŞISINDA OTURUYORUM DEVASAL BİŞEY
burak demiş ki,
Kasım 3, 2008 7:48 pm
çok güzel resimler bunlar iyikide koymuşlar bu resimleri
burak demiş ki,
Kasım 3, 2008 7:50 pm
ankara kalseinde oturmak bir başka sincanda oturmak bir başka
belemir demiş ki,
Kasım 11, 2008 5:03 pm
çok güzeldi ama ben aradıklarımı buladım ben ankara diyom siz bizim götümüz kara diyonuz ama arkiler yalan sölemeyin kimsenin götü kara olamaz hadi bybybybybybybybybybybybybybybybyby yaş 12 buçuk kafa biraz uçuk ben yemem suçuk öptüm seni mucuk mucuk
derya demiş ki,
Kasım 23, 2008 8:44 am
evet eski hali daha güzel
ama ne yarar
stella demiş ki,
Kasım 28, 2008 6:41 pm
resimler çok komiğime gitti ve çok eskilerdi=)=(=)=)=)=)=)=)=)=)=)=)=)
stella demiş ki,
Kasım 28, 2008 6:43 pm
çok ggggggggggggggggggggggggggggggggggggggggggggggggggggggggggggggggggggggggggggggggggggggggggggggggggggggggggggggggggggggggggggggggggggggggggggggggggggggggggggggggüüüüüüüüüüüüüüüüüüüüüüüüüüüüüüüüüüüüüüüüüüüüüüüüüüüüüüüüzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeellllllllllllllllllllllllllllllllllllllllllllllldddddddddddddddddddddddddddddiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiii
BÜNYAMİN ÖNAL demiş ki,
Aralık 3, 2008 10:22 pm
Ankara 2008′li yıllarda dahada gelişti eski tarihi binalar halen var ama günümüz moder hayata göre uyarlandı ve bu çok gerekli eski hali ile kalsaydı gelişmemiş bir başkent olurdu gördügünüz resimdeki mekanlar hala duruyor Ankara’nın eski halive günümüzdeki hali çok çok güzel
Fahreddin Mert demiş ki,
Aralık 6, 2008 7:18 am
güzeeellll
ß!TTEr demiş ki,
Aralık 20, 2008 10:57 am
ankara hem eski ahliyle hemde yeni haliyle çok güsel bence bende dogma büyüme cebeciliyim ve ankara kalesine çok yakındık anadolu medeniyetler müzesi var süper gitmenizi tavsiye ederim ankaralı olmayan arkadaşlar. herkes ankaralı olamaz ankaralı olmak ayrıdır ve iyiki burda dogup büyümüşüm memleketimi seviyorum.gerçi güzel türkiyemin heryeri bizim memleketimiz türkiyede oldugum için çok mutluyum heryer güzel her şehir ayrı bir huzur veriyor insana.ama tabi ankarada başkadır yaşamak…. herkese iyi günler diliyorum ve ankarada olmaya devam edin byy… ankaram ankaram güzel ankaram yok senin gibi bir şehir daha:)))
kedi kız yağmur demiş ki,
Aralık 28, 2008 7:10 pm
wayyyyyyyyyyyyyyyyyyyy (l) güzellllllllllllllllllllllllllllllllllllllllllll
sena demiş ki,
Ocak 4, 2009 11:49 am
çok eski
zeynep demiş ki,
Ocak 4, 2009 11:51 am
çok renksiz sade evler
ankaranın manyağı demiş ki,
Ocak 4, 2009 7:08 pm
ankara eskiden daha güzelmiş
ankaranın manyağı demiş ki,
Ocak 4, 2009 7:09 pm
ankara bok gibiymiş eskiden hahahahhaha
BERENİS demiş ki,
Şubat 20, 2009 12:21 pm
inanmıycaksınız ama ankara kalesinin küçük bir kısmı küçük ama yağmurdan dolayı göçtü
ankaranın akılısı demiş ki,
Şubat 20, 2009 12:30 pm
hakaten ankaranınmanyağıymışsın sen dönde kendi kıçına bak manyak sen ne anarsın tarihten
ankaranın akılısı demiş ki,
Şubat 20, 2009 12:32 pm
delinin zoruna bak hem diyoki ankara eskiden daha güzelmiş şimdide bok gibiymiş diyo ankaranın manyağı
hakan demiş ki,
Şubat 21, 2009 4:13 am
ankara tarihin en güzel şehri tüm çabalar ve calışmalarla ancak bukadar berbat ede bildik her gecen gün biraz daha mahvediyoruz güzel ankaramızı büyük sehir tarihimizi onarmak yapılandırmak yerine yıkmayı tercih edio ankaranın manyagı bok gibi olan sensin begenmiyorsan ankaradan defoo git ankaranın bokunu yeme
samo demiş ki,
Şubat 23, 2009 4:48 pm
hiç güzel değilmiş beeeee
eylem demiş ki,
Şubat 23, 2009 6:36 pm
güzel ama istediğim konu bu değil yine de güzel
neon demiş ki,
Mart 18, 2009 7:56 pm
bence süper olmuş
neon tabela demiş ki,
Mart 18, 2009 7:56 pm
bencede arkadaşlar hoşşşş
kübra demiş ki,
Mart 28, 2009 10:42 am
ankara’nın resimleri ilgimi çekti oradaki tren resmi çok eski ve tembuzun 14 de 2006 çekilmiş vay canına
su demiş ki,
Mart 28, 2009 1:35 pm
bok gibi olmuş kim gönderdiyse allah blasını, köpekler selasını versin
mustafa demiş ki,
Mart 30, 2009 1:41 pm
bence biraz daha resim olsaydı ve ankaranın eski haliyle ilgili yazı olsaydı daha hoş ve güzel olurdu ama böylede idare eder ankaranın eski halide çok güzelmiş
natalia demiş ki,
Mayıs 2, 2009 9:51 am
çook salakça bir site
emrah demiş ki,
Mayıs 4, 2009 12:55 pm
ulaaaaaaaaaaaaaaaneyaziyiorospiananısikiyimlaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaa
renata demiş ki,
Mayıs 5, 2009 5:21 pm
ben rus olmama rağmen atatürkü çok seviom
renata demiş ki,
Mayıs 5, 2009 5:21 pm
ben rus olmama rağmen atatürkü çok seviom
selinnur demiş ki,
Mayıs 6, 2009 11:21 am
ben ankarayı çok sevdim ya siz arkadaşlar
selinnur demiş ki,
Mayıs 6, 2009 11:22 am
ben çok seviyom ankarayı hahahahahahah
alperen demiş ki,
Mayıs 8, 2009 7:39 pm
ankaranın eski hali güzelmiş fakat resm az bi ödewimzi yapamdk yhaa çok az resm koymuşsunz
alieren demiş ki,
Mayıs 15, 2009 6:34 pm
ulahayba habaduuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuu
serhat demiş ki,
Mayıs 29, 2009 1:03 pm
eski dönemde olmak varmış
ümit tetik demiş ki,
Temmuz 23, 2009 11:26 pm
keske hep bole kalsaymıstı gelısmeseydı keske
ersin demiş ki,
Temmuz 24, 2009 1:43 am
ben hiç begenmedim yobaz kalmış
ersin demiş ki,
Temmuz 24, 2009 1:45 am
yeni halinden bahsetdim yani
sevmekyetmezmi_66@hotmail.com
abdulcabar demiş ki,
Ağustos 19, 2009 11:27 am
bence hepiniz yaniliyorsunuz!
o dediginiz ankara neyse artik?
eski adi yani kurdistanin 9.cu sehirlerinden biridir adida bu 1850 lin adi kalerex
yalnızadam07 demiş ki,
Ağustos 30, 2009 3:31 am
resimden çok yorum varrr
bilge demiş ki,
Eylül 9, 2009 9:30 am
bence ankaranın şimdi ki hali dha güzel daha modern eski hali ay ne öyle köy gibi biraz modern olun canim
faruk demiş ki,
Ekim 1, 2009 1:28 pm
ananızı sıkem ne konuşuonuz
hatice demiş ki,
Ekim 5, 2009 5:08 pm
bence Faruk doru söylüyor lütfen daha ayrıntılı bilgi edinin benim aradığım bilgiler bu sitede yok
ayşenur demiş ki,
Ekim 12, 2009 4:38 pm
çok güzelyyyyyyyyyyyyyyyyaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaa
MErve demiş ki,
Ekim 13, 2009 8:35 pm
Bu’biR’öDeV
50.Yıl.Öncesi.Ankaranın
lazmm..ltfEn.Yrdımcı.Olun
Sİnem demiş ki,
Ekim 20, 2009 12:37 pm
bencede ne kadar güzelmiş yhaaa (güzel güzel
MErve demiş ki,
Kasım 3, 2009 7:49 am
Hı sPr qızım n uyuZsun